Ey Türkiyem,
Bu kadar oğul verdin bu topraklara,
Hala bir şey demedin,
O kadar yönetici seçtin, yediler bitirdiler,
Hala bir şey demedin,
Umudunu yitirmedin, direndin, sebat ettin,
...
Bugünlerde bir sınırötesi harekat gündemde, herkes çıkıyor televizyonlarda, gazetelerde birşeyler söylüyor. Herkesin söyleyecek bir şeyi var.
Ancak, şunun iyi bilinmesi gerekiyor. Bizim Irak'ın kuzeyin girmemiz demek, orayı tamamen kontrol etmemiz demek. Bunun böyle bilinmesi gerekir. Harekatın sadece sınırötesi kalmayıp (takip harekatı), Kandil'e odaklanması, ki bu yaklaşık olarak 130 km Irak içerisine girilmesi demek, bizim orada kalıcı konuşlanmamızı gerektirecek. Televizyonlarda, gazetelerde Kandil yakın bir yermiş gibi gösteriliyor. Ancak haritadan bakıldığında Kandil kuş uçuşu 130 km civarı. Burasının da dağ blokları olduğu düşünülürse, bizim oraya girmemizle, Irak Kuzeyinde en az 5 üs kurmamız gerekecek. Üslerin kurulması kimin çıkarını engeller, bunun iyi düşünülmesi gerekir.
Sınırlı bir harekat, istenen sonucu vermeyeceği gibi, sadece zaman kaybı olacaktır. Üs kurulması ister istemez orada bir hakimiyeti doğuracaktır, bundan gerek orada yaşayan aşiretler, gerek yasadışı işlerle uğraşan Türkler (veya bağlantıları olanlar) gerekse işgalci kuvvet ABD etkilenecektir.
Bununla birlikte Kasım kışın başlangıcıdır. Harekatın sürekli geciktirilmesi, orada kış şartlarında bir harekatı daha da zor hale getirecek ve harekatın bahar aylarına kaydırılması düşüncesi doğacaktır. Bu da herkese zaman kazandıracaktır. Yani, bahaneler hazır olacaktır.
Herkes neyin ne olduğunun farkında, artık kendimize gelme zamanı. Bu ülke terörden kurtulmak istiyorsa, bu harekatı ivedi olarak başlatıp, orada kontrolü sağlamalıdır. Yoksa, ateşkes yaptım diyerek, hala karakollara saldıran teröristlerin durma niyeti yoktur. O zaman biz neden bekliyoruz.
Harekette bereket vardır.
27 Ekim 2007 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)